Son oyunlarımız da oynandı. Doğruyu söylemek gerekirse uzun bir süre oyun falan görmek veya oynamak istemiyorum. Üst üste bi sürü oyun oynamamız ve bir de sıcak bayağı çekilmez oldu. Ama oyunları bayağı beğendim diyebilirim. Diğer haftaya göre çok daha eğlenceli ve gerçekten istenilen konuyla ilgili çok hoş oyunlar çıktı. Sınıftayken sadce bir oyun yakalayabildim. O da şifreyle ilgiliydi galiba. Byağı eğlenceli geçiyordu. Oyundaki cezalar oyun içine bayagı eğlence katıyordu.
Geçen cuma özellikle atom yapısıyla ilgili ve çemberde açıyla ilgili olan oyunları çok begendim. Çemberde açıyı öğrenmeyle ilgili olarak çok güzel bir oyun hazırlanmıştı. Bu oyunda ilk başta bilgi gerektiriyordu.Bilmeyen hesaplayamayan ebe olyuordu. Bu tüp oyunlar yani bilgiyi ögrendikten sonra oynanan oyunlar bana azcık sınavda olma duygusunu hissettirdi. Ben bile bir üniversite öğrencisi olarak bunu hissediyorsam belki çocuklar da bunu hissedebilir. Oyunun içinde ebe olmakla olay bitmiyor. İstenilen şeyi yani bilgini kullanamadıgın için ebe oluyorsun ve bu insana başka bir ağırlık yüklüyor. İnsan yanlış yapmak istemiyor. Belki çok abartıyo olabilirim ama gerçekten de bilgi sınama amaçlı oyunlarda bunu gayet net hissettim. Bence bu tür duyguların oyun içinde hissedilmemesi daha iyi olabilir. Eğlenceyi azcık bastırıyor.
Atomun etrafına elektron yerleştirmede de ön bilgi gerekiyordu fakat herşey o kadar açık ve netki ve olması gereken ön bilgi o kadar basitki daha çok eğlenildi.Grup yarışması. Bir rekabet var. Strateji belirlemek var. Mendili aldıktan sonra da doğru yere geçmek var.Bence çok güzel bir oyundu. Elektron konfigürasyonunu öğretmek adına çok yararlı ve öğretici bir oyun.
Son oyunda ise devre konusu vardı. Oyunun içeriği bence gayet iyiydi. Engelleri yani dirençleri atlatmaya çalışan akımlar. Çok dirençten az akım geçiyoru güzel anlatan bir ders anlatımı gibi geldi. Bana oyundan çok şu hissi verdi. Bakın orda çok direnç var ve siz akımlar ordan zor geçiceksiniz ya da bakın ortada hiç direnç ya da engel yok ve siz hemen akıp gidiceksiniz. Bu elektrik devresinin bir analojisi gibiydi. Sadece o engeli aştık ve yerimize geldik. Bence daha da çok geliştirilirse daha çok oyun havasına girebilir.
Oyunlarla söyleyeceklerim bu kadar.
Şimdi de ders hakkındaki bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Bu dönem İnanç hocadan 2 dersi birden aldım. Üniversitenin bir başkalaşım yeri olması gerektiğine ben de inanıyorum. Akademik kariyer de çok önemli ama malesef bazı kırılmaları ve o ufak başkalaşımları yaşamak gerekiyor. Bu başkalaşıma şimdiye kadar 2 dersin çok katkısı olduğunu biliyorum. Buna 2 dersin daha eklenmesi çok daha iyi oldu. Bir öğretmen adayı olarak işlerim açıkçası zorlaştı. Bir konuya bakınca performans ve oyun düşünmeye başlamak gibi huylarım yoktu. Bu başkalaşımı geçirmek sizin içinizden hep fısıltıları duymanızı sağlıyor: Bu konuyu biliyorsun ama öğretmen de lazım. Öğretmek için de çok düşünmek ve çalışmak lazım. Bu konu ufak bir oyunla ya da değişik bir anlatım stiliyle, bambaşka bir enerjiyle çok daha güzel anlatılabilir ve öğrenilebilir. Bunlar hep aklınızda oluyor. Oyun ve performans uzaktan çok kolay bir iş gibi gözükebilir başkalarına fakat bir konuya göre oyun ortaya çıkarmak, bunu değerlendirmek, tüm bunları ise sadece eğitimi ve öğretimi kolaylaştırmak için yapmak işin en zor yanı. Dediğim gibi işimiz bence çok zorlaştı fakat daha verimli olmak adına işlerin zorlaşması normal. Bu açıdan bu önemli farklı bakış açılarını bize sunduğunuz ve bizi de bunlara adapte ettiğiniz için size teşekkür ediyorum hocam.
Bu dönem için size çok içten teşekkür ediyorum.